Acaba insan hayatı boyunca, kendini keşfetme yolculuğundan daha büyük bir yolculuğa çıkabilir mi?


Kimim ben?
Benliğim dediğim şey, kalıcı bir şey mi?
Yoksa “ben” sürekli değişen, sürekli devinim halinde, canlı bir şey mi?
İstediklerime doğru yürürken kim olduğumdan, hayatın neresinde bulunduğumdan emin miyim?
Amacım ne?
Ne bekliyorum hayattan?

Eskiden cevaplarım vardı, şimdi ise daha çok sorularım.
Düşünceler beynimin içindeki birer vahşi at gibi, beni her tarafa götürmeye hazırlar.
Ama herşey cesaretimin ölçüsüne bağlı.
Hayat hikayemi cesaretimin ölçüsü şekillendiriyor, renklendiriyor.

İnsan acaba hayata ne istediğiyle mi, yoksa ne olduğuyla mı katılabiliyor?
Ben, kendim için istediklerimi elde etme yolunda, nereye doğru gitmekte olduğumu ne kadar bilerek hareket ediyorum?
Attığım her adıma ya talimatlar, ya sorumluluklarım, ya da yargılarım yön veriyor!
Geçmişin şeytanları ise içimde hiç bir zaman susmuyorlar.

Yaptığım herşey çevremdekilere kendimi ispatlamak, kendimi değerli kılmak için.
Bazen bütün çabam, bütün uğraşım acaba benden beklenen bir yaşamı uygulamak için mi diye düşünüyorum!
Bilinç altımda verdiğim kararları etkileyen acaba neler kayıtlı?
Onları bilinç seviyeme çıkartıp, eritip yok edebilir miyim?

Sürekli bir arayış içindeyim.
Bu arayış yüzünden acaba neleri görebiliyor, neleri ise hiç fark edemiyorum?
Koşullu farkındalığım yüzünden neleri ıskalıyorum.
Hangi sesleri, hangi görüntüleri, hangi gerçeklikleri kaçırıyorum.
Nelerin beni etkilemelerine izin veriyorum?
Neler yüzünden zevk alıyorum, canım yanıyor, seviniyorum, üzülüyorum, kaybediyorum, kazanıyorum.
Nelerden hiç etkilenmiyorum?
Hayatı daha çok fiziksel mi yoksa ruhsal mı algılıyorum?

İçimdeki evim acaba hangi kimliğin arkasında?
Kim olduğumda kendimi huzurlu, mutlu, dingin hissediyorum?
Kim olduğumda muhteşemliğimin farkına varabiliyorum?
İçimdeki o saklı cennet nerede?
Benliğimin sesine kulak versem, içsel rehberimi güvensem oraya ulaşabilir miyim acaba?

Olası olanın düşleri, “Hayallerim”
Ama insan kararlı değilse maalesef hayalleri yakıtsız kalıyor.
Hayallerinin peşinden gidebilmek için insanın kendine söylediklerinin o kadar büyük bir önemi var ki.
Düşünüyorum acaba ben bu konuda ne yapıyorum?
Hayallerimi gerçekleştirmek için kendimi cesaretlendiriyor muyum? Yoksa cesaretimi mi kırıyorum?
Acaba neler olabilecekken kapıların kapalı, yolun tıkalı olduğunu söyleyerek kendimi ondan vazgeçiriyorum.
Sırf istemediğim için kendimi nelerden mahrum bırakıyorum.

Düşünüyorum!
İnsanın kendini keşfetme yolculuğundan daha büyük bir yolculuğu olabilir mi?
Bu yolculuğa çıkmadan insan kendini keşfedebilir mi?
Kendini keşfetmeden gerçek “ben” olabilir mi?
Gerçek “ben” olmadan aradığı mutluluğa ulaşabilir mi?

Yolun sonunda mutluluğa ulaşılamadığında yaşananlardan geriye nasıl bir anlam kalır ki?

5 Ocak 2011
Haşim Arıkan

Fotograf: Penelope Cruz & Woody Allen

0 yorum:

Yorum Gönder

Bu blogda yer alan tüm fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.
Copyright © 2006-2017 Haşim Arıkan

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

hasimarikan@hasimarikan.com