Yoksa tek amacı beni öldürmek olan bir oyunu mu oynuyorum...

Yalnız olduğum geceleri düşünüyorum
Sadece kalp atışlarımın sahitliğinde, ruhumun derinliklerinde hissettiklerimi.
Kendime sorduğum sayısız soruyu.
Her sorunun, bir sonraki soruyu doğuran cevabını.
Bildiğimi düşündüğüm şeyleri nasıl bilebildiğimi.
Karşıma çıkan herhangi bir şeye neden inandığımı.

Hayatın anlamına düşünüyorum.
Bir hayat nasıl yaşanırsa layıkıyla yaşanmış sayılacağını.
Hayatın keşke ile başlayan cümlelere hiç ihtiyaç duymadan nasıl yaşanacağını.
Yaşamın her anında ister istemez yapmak zorunda olduğumuz seçimleri.
Hangi seçimlerin amaçlarımı gerçekleştirmeme yardım ettiğini , hangi seçimlerin beni amaçlarımdan uzaklaştırdığını.
Onları neden seçtiğimi.

Duyguları düşünüyorum.
Nasıl tatmin edilebileceklerini.
Sevginin nasıl yaşanacağını.
Korkuların nasıl kabullenileceğini.
Acının, yalnızlığın nasıl sahiplenileceğini.
Acıdan, yalnızlıktan hiç pişmanlık duymadan nasıl ayrılınabileceğini.
Yüreğinde ince bir sızı duymadan onlarla nasıl vedalaşılabileceğini.
Yapabileceklerini gerçekleştirememenin korkusunu.
Yeterince çabalamıyor olmanın korkusuyla insanın nasıl da olmak istemediği bir insana dönüştüğünü.

Sevgime engel olan beklentileri aklımdan silebildiğim an’ı düşünüyorum.
Kendimi, kendimden utanmadan kucaklayabildiğim an’ı
İnsana yaşamaktan daha büyük bir ödülün verilip verilemeyeceğini.
Yaşamla ödüllendirilmiş olmanın zamanla unutulan coşkusunu.
Zamanın benden çaldığı, keşkelerin, belkilerin acabaların altına gömerek benden sakladığı şeyi hatırlamaya çalışıyorum.
İçimde benimle birlikte doğan yalnızca bana ait olan, ne öğretilir, ne de öğrenilebilir olan şeyi.

Oynadığım oyunu düşünüyorum.
Tek amacı beni öldürmek olan bu oyunu ille de kazanmam gerekip gerekmediğini .
Kaybedilenin, aslında sadece oynanan oyunun kendisi olduğunu.

Sürekli bir anlam aramanın anlamsızlığını fark ediyorum...
Yoksa yanılıyor muyum?

03 Şubat 2010

10 yorum:

alizafersapci 03 Şubat 2010 23:50  

Farklı düşünceler, iyi bir yazı!
Teşekkürler.

kelebek dr. 04 Şubat 2010 00:31  

yanılıyorsunuz, desem... büyüyorum ben de,

Evren 04 Şubat 2010 07:03  

zaten düşünüyordum bir sürü şeyi, yazını okudum iyi geldi bir iki şey daha ekledim, şimdi kaldığım yerden düşünmeye gidiyorum... teşekkür ederim.

beenmaya 04 Şubat 2010 10:28  

sürekli anlam aramak derdine düştüğümüz için belki de göremiyoruz zaten var olanı, önümüzdekileri...

sufi 05 Şubat 2010 14:36  

"Olmuş bitmiş bir olayın davasını gütmek" yerine, anlamsızlığın da bir anlamı olduğunun bilincine varmak rahatlatır belki insanı...

Adsız,  06 Şubat 2010 23:20  

Opulently I acquiesce in but I dream the brief should have more info then it has.

nehiro 08 Şubat 2010 15:46  

Kesinlikle yanılmıyorsunuz...

7.oda 10 Şubat 2010 19:55  

oyunu gerçekten kaybettiğini düşündüğün anda başlıyorsun aslında kazanmaya !

Yazgüneşi 12 Şubat 2010 09:32  

Yaşam
bir oyunsa
doğduğumuz an başlıyorsa bu oyun
ve ölümümüzle bitecekse
yaşamak
tek amacı bizi öldürmek olan bir oyun oynamak
evet
öyle
bence de öyle

holistic3000 15 Şubat 2010 00:18  

Başkalarının yazdığı masallarının hayal kahramanları olmak çok kötü, yazanlar bir gün gelir kahramanı öldürürler, rolünü oynamaya alışmış ise sudan çıkmış balık misali olur. En iyisi insanın kendi hayatnın hem yazarı hem oyuncusu olması, gölge oyunun kukla kahramanı olmak bize sunulan yaşam armaganına yazık.

Copyright © 2006-2010 Haşim Arıkan
İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununu çerçevesinde tüm hakları saklıdır. Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

Düşünce

  © Blogger templates Newspaper III by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP